Erişim İletişim Formu Anasayfa

 

AİLE HAYATIM

1934 yılında Darende’de doğdum. İlk çocukluk yıllarım Darende’de geçti. Babam terzilik yapardı ve  mesleğini  “iğneyle kuyu kazmak” diye tarif ederdi. Tanıyan herkesin sevgisini kazanmış dürüst bir  insandı. Hiç kimseyi kırmaz, kimsenin aleyhinde bulunmaz, dedikodu yapmazdı. Hiçbir kurnazlığı yoktu. Dikişlerini en iyi şekilde dikmeğe çalışırdı. İçi sevgi dolu bir insandı. Darende ve Darendeli hemşehrilerine olağanüstü derecede düşkündü. Altmış üç yaşında, hiç acı çekmeden, geçirdiği  infarktus sonucu bir dakika içinde vefat etti.

 Annem, öğrenim yapmamış olmasına rağmen, çoğu okumuşa taş çıkartır. Zeki kurnaz ve becerikli kadındır. Eğer, uygun ortamda bulunsaydı ve iyi bir eğitim görebilmiş olsaydı, ülkeyi yöneten  kişilerin arasında yer alabilirdi. Halen doksan üç yaşında, fiziksel olarak yaşına göre normal sayılabilecek rahatsızlıkları var. On yıl önce kalça kemiği kırıldı ve iki defa ameliyat oldu. Ama, azim ve iradesi sayesinde yürüyebiliyor ve ihtiyaçlarını karşılıyor. Zihinsel durumu ise olağanüstü, belleği yerinde, güncel siyasal olaylarla bile yakından ilgilenebiliyor, hatta ülke sorunlarının çözümü için mantıklı önerilerde bile bulunuyor.

 Annemden ve babamdan gelen iyi genlere sahip olduğumu düşünüyor ve onlara karşı, bu yönüyle de ayrı bir minnettarlık duygusu taşıyorum. Her zaman, babam kadar  dürüst, annem kadar akıllı ve atılımcı olmayı istemişimdir. Babamdan bana, parasal değil ama, manen büyük bir miras kaldı. Öleli yirmi yedi yıl olmasına rağmen, bütün tanıyanlar onu hala  en derin  sevgi ve dostlukla anıyorlar.

 Erkek kardeşim olmadı. Zaman zaman, bu konudaki boşluğu, bilinç  altımın etkisiyle, yakın arkadaşlıklarla gidermeğe çalıştığım kanısındayım. Zira, bu nedenle olsa gerek, arkadaşlığa ve dostluğa çok önem veren biriyim. Bazı kereler, bu konuda yanılgılarım oldu, maddi zarara ve hatta  ihanete bile uğradım. Çünkü, arkadaşlık çok yönlü ve çok boyutlu bir kavram. Seçimi çok iyi yapmak gerek. Herşeyden önce iyi tanımalı ve güven duymalı. İşin en zor tarafı bu. Bazıları size çıkarı için yaklaşır, bazıları da sizi yönetmeye çalışır veya sizi  kullanmaya kalkar. Bu konudaki gerçek değerlendirmeyi güncel olarak değil, yaşanan uzun yıllardan ve kazanılan deneyimlerden sonra yapmak gerekiyor. Çünkü, erken yargılar yanıltıcı olabiliyor.

Kendilerini çok sevdiğim ve benim için çok değerli olan beş kızkardeşim var. Hepsini aynı ölçüde  severim. Onlar da beni. Bazılarıyla daha yakın gibi görünürüz. Bu yüzden zaman zaman yanlış  anlamalar da olur. Oysaki, bu konuda her zaman eşitlik vardır. Yapılarımız gereği bazılarıyla daha  iyi anlaşırız.  Ama, benim için hepsinin değeri aynıdır. Kardeşlerim zamanı gelince evlendiler ve mutlu yaşamları var. Eniştelerimden genç yaşında aramızdan ayrılanlar oldu. Ben uzun yıllardır onların uzağındayım. Ama, bulduğum ilk fırsatta ziyaretlerine giderim. Aramızdaki kardeşlik bağları hala kuvvetli. Bir araya geldiğimiz zaman, geçmişteki tüm hayatımızı yeniden yaşarmışcaşına heyecan duyar ve çocukluk günlerimizdeki kadar mutlu oluruz.

Evlilikte kırk beşinci yılımızı doldurduk. Eşim,her zaman saygı duyduğum bir kadın olmuştur. Severek evlendim. Ufak tefek kusurları yanında emsalsiz özellikleri var. Dedikodu yapmaz, yalan söylemez. Sigara, kumarve içki alışkanlıkları yok. Temiz, tutumlu, bana ve çocuklarımıza bağlı..En çok, onun temizlik fobisinden ve bana karşı aşırı korumacı oluşundan şikayet etmişimdir. Beni annem kadar korumaya çalışır, bununla da yetinmeyerek, elinden gelse tanrı kadar korumak ister. Bu arada  biraz (!) da kıskanır. Belleği çok kuvvetlidir. Otuz yıl önce geçmiş bir olayı dün gibi hatırlar. Şikayet ettiğim tek yönü, fazla doğrucu oluşudur. Düşündüklerini, hiçbir politika yapmadan, direk olarak ifade eder. Karşısındakinin kırılacağını kaale almaz. Onun için önemli olan  kendi  bildiği doğrulardır. Aslında bu yönü, günümüzde çok geçerli olmayan sağlam bir karekterin  ifadesi  sayılır. Onu seviyor ve ona saygı duyuyorum. Onun da beni çok sevdiğini ve bana çok değer verdiğini biliyorum. Mutluyum.

Kendileriyle, her zaman övündüğüm üç kızım var. Benim için üçü de birbrinden değerli. Onları çok seviyorum, tabii onlar da beni. Bir gün görmesem veya seslerini duymasam içimde bir boşluk hissederim. Kızlarımın üçü de üniversite mezunu. Mutlu evlilikler yaptılar. Büyük kızım ev hanımı.  Eşi Plastik ve Reconstructiv Cerrahi Uzmanı. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nde okuyan  mükemmel bir kız torunum var. Adı  Selin. Mezun olduğu Antalya Anadolu Lisesinde, okulunun  en  çalışkan öğrencisiydi. Boğaziçi’ni büyük bir puanla kazandı. Küçük yaşlardan başlayarak piyano  eğitimi aldı ve bu konuda da iyi sayılabilecek bir düzeye geldi. Tek kız torunumuz. Ailece  onunla  gurur  duyuyoruz. Ortanca  kızım, Ev Ekonomisi öğretmeni. Eşi ticaretle uğraşıyor. Sadıkcan  adında, güzel konuşan ve resim konusunda çok yetenekli bir oğlu var. İlköğretim Okulu son sınıfta ve şu anda  Lise Giriş Sınavına hazırlanıyor. Hayali çok geniş bir çocuk. Gelecek için ilginç senaryolar üretebiliyor. Küçük kızım Çoçuk Eğitimi öğretmeni. Eşi de Kadın Hastalıkları Uzmanı. İki erkek çocukları var. Altıncı sınıfta okuyan Onur fizik olarak benim çocukluğuma benziyor. Çok çalışkan ve okulunun birincisi. Bu yıl İlköğretim Okulu’na başlayacak başlayan olan Anıl ise bir  felaket. Afacan bir çocuk. Daha bu yaşında işleri çok yoğun. Ancak sekreterinden randevu alarak konuşulabiliyor. Tabii, sekreterliğini de kendisi yapıyor. Torunlarımızın dördü de dünya tatlısı, zeki ve güzel çocuklar. Dilerim gelecekleri de güzel olur. Onları çok seviyoruz. Hele küçük Anıl, hepimizin elinde bir maskot ve sanki canlı  bir  oyuncak oldu. Damatlarımız, aile yapımızla uyumlu, mükemmel  denilecek insanlar. Bu  konuda şanslıyız ve ayırım yapmaksızın hepsini de seviyoruz. Aile bağlarımız çok kuvvetli. Ailece, bizleri saran bir sevgi çemberinin içinde yaşıyoruz ve bizlere verdiği bu güzellikler için tanrıya şükrediyoruz.


 
 
 
 
 

 

Tüm Haklarý Saklýdýr © 2002 - Tasarým: Ülkernet