ERİŞİM İLETİŞİM FORMU ANA SAYFA

 

COĞRAFİ YAPI

Bin yılların soluğu asılı kalmış havada. Göklerden ağır ağır süzülen sessizlik; basamak basamak göle inen... Eteklerinde ince bir rüzgar. Konuşan, anlatan: Dört nala atlılar gördüm. Atlılar. Doğudan batıya, dört nala. Kabaran suları gördüm, yedi defa. Yalayıp geçtiler bedenimi, örttüler. Yükseldikçe, geri çağırdı sular. Yükseldikçe, daha dur, dedi. Babası Lat’ı öldürünce, Ah edip inleyen prensesi gördüm.Tahtlar gördüm; beyler, sultanlar. Bilirim tüm bunları. Bilirim ama söylemem.
Ve gölden basamak basamak göğe yükselen toprak. Sanki göğe aşina... O, göğün bir parçası; bunu biliyor. Sonsuzluğu ondan, sessizliği ondan. Bekleyişlerin en güzel şehri. Dalıp dalıp gitmesi ondan. Ondan bu suskuya bulanmış sevi. Bu yorgunluk ondan.Açık gök. Sınırsız. Alabildiğine. Her yöne. Ama onunla çıkacağınız yolculuk, hiçbir yere götürmeyecek sizi. Varacağınız yer kendinizden başkası değil. Yükselmeye hazır mısınız? Sonsuzluk çağırıyor sizi. Ahlat çağırıyor sizi. Keşfe hazır mısınız?
Onda bulacağınız sizsiniz. Ama bu, tanıdığınız size pek benzemeyebilir. Yeni bir yol açılacak karşınıza. Ama bu, tanıdığınız yollara benzemeyebilir. Bir rüzgar havalanıp eklenecek göğe. Ve bu, siz olabilirsiniz. Çünkü,
“Dedim yol gider yolcuyu,
Dedi yolcudadır yol.”
Çok uzaklardan çağırır sizi. Çok uzaklara çağırır. Ve açıklar sonunda Ahlat size. Yaşamın tek bir sırrı vardır. O da ...


 
 
 
 
 
 

 

Tüm Hakları Saklıdır © 2002 - Tasarım: Dr. Sadık ÖZEN - Tamer BALKAN